YAZAR-BUKET HAZAL YILMAZ

Bugün Türkiye, olası bir depreme ne kadar hazır? Uzun zamandır yaşanan ekonomik sorunlar ve bunun sonucu olarak edilen göçler, Türkiye’de, ekonomik sınıfların dağılımında eşitsizliğe neden olmakta. Yoksul kesim yaşamlarını depreme hazırlıklı olmayan bölgelerde ve evlerde yaşamak mecburiyetinde kalıyor. Bu evlerin de diğerlerine göre daha ucuz olduğunu biliyoruz ama ucuz olan sadece evler mi? Bu yazı kapsamında, şimdiye kadar yoksul kesimin daha sağlam yapılarda yaşaması için yapılan çalışmalardan üç tanesi incelenecektir.

Depremler halkın kaderi mi?
İstanbul’da yapılan sosyal hasar görebilirlik araştırmasına göre, İstanbulluların %42’si depremin sonuçlarını kader olarak görüyor (Akkoyunlu,2020). Halkın bunu “kaderimiz böyleymiş” bakış açısına göre değerlendirmesi bir yana, devletin yeterli önlemleri almaması ve insanları kaderleriyle baş başa bırakması, Türkiye’nin belki de en büyük problemi olabilir.
Senelerdir görüldüğü üzere çeşitli planlamalarla hazırlıklar yapılıyor. Fakat yeterlilikleri sorgulandığında ise eksiklikler ortaya çıkıyor. Politik ve ekonomik nedenlerden ötürü planlama çalışmaları yarım kalıyor. Peki, bu eksikliklerin, olası bir depremden sonra etkisi ne olacak? İstanbul Planlama Ajansına göre, 7.5 ve üzeri bir depremin İstanbul’a yaşatacağı ekonomik kayıp 120 milyar TL’dir. Bu gerçekle beraber incelendiğinde, önceden hazırlık yapılmasının ve yapılan güçlendirmeler ile halkın kaderine terk edilmemesinin, bu rakamdan çok daha ucuza mâl olacağını görülebiliyor.


‘‘Kentsel dönüşüm, gayrimenkul geliştirme değildir.’’(Göksu, 2020)

Türkiye’ye 1999 depremi sonrasında gelen kentsel dönüşüm projeleri ile eski evlerin yıkılıp yenilerinin yapılması hedeflendi. Özellikle yoksul kesimin yaşadığı gecekonduların bulunduğu ve deprem riski taşıyan bölgelerde kentsel dönüşümler başlatıldı. 2021 Türkiye’sinde de bu kentsel dönüşümler yapılmaya devam ediyor. İnşaat sektörünün büyük bir basamağını kentsel dönüşüm projelerinin oluşturduğu unutulmamalıdır. Fakat İngiltere kentsel dönüşüm fonu müdürünün yaptığı bir tanıma bakıldığında, olması gereken ile nihai proje arasındaki fark çok net görülebiliyor. ‘‘Kentsel dönüşüm, gayrimenkul geliştirme değildir.’’ (Göksu, 2020)

Kentsel dönüşümün asıl amacı en temel hak olan barınma hakkının insani koşullarda yapılmasını desteklemek olmalıyken, Türkiye’de kentsel dönüşüm sadece yeni bina yapmak olarak anlaşılıyor. Yeni yapı ise ‘‘değeri’’ arttığı için daha yüksek fiyatlardan kiralanıyor ve yoksulları dışlayan sistem bu zincirleme çalışmayla devam ediyor. İstanbul Planlama Ajansı’na göre…